Sık Hastalanan, İştahsız ve Tırnaklarında Beyaz Lekeler Olan Çocuk: Çinko Eksikliği mi?

Sık Hastalanan, İştahsız ve Tırnaklarında Beyaz Lekeler Olan Çocuk: Çinko Eksikliği mi?

Sık Hastalanan, İştahsız ve Tırnaklarında Beyaz Lekeler Olan Çocuk: Çinko Eksikliği mi?

Çocuk sürekli hasta oluyor; bir enfeksiyon biter, diğeri başlar. İştahı iyice azalmış, tabağa isteksizce bakıyor. Tırnaklarında ise küçük beyaz lekeler var. Ebeveyn bu belirtileri çoğu zaman ayrı ayrı düşünür ve her birini farklı bir nedene bağlar. Oysa bu üç şikâyet çoğu zaman aynı çatı altında buluşabilir: çinko eksikliği. Türkiye'de az konuşulan ama okul çağı çocuklarında hiç de nadir olmayan bir durumdur bu.

Çinko aslında ne işe yarar?

Çinko (bağışıklık, büyüme ve iştah için gerekli olan bir mineral) vücutta yüzlerce farklı işin parçasıdır. Bağışıklık hücrelerinin düzgün çalışması, yaraların iyileşmesi, tat alma duyusunun sağlıklı olması ve hücrelerin çoğalması hep çinkoya bağlıdır. Çocuklar hızla büyüdüğü için çinko ihtiyaçları da görece yüksektir; bu yüzden eksiklik belirtileri onlarda daha çabuk ortaya çıkabilir.

Vücut çinkoyu depolayamaz; bu yüzden düzenli olarak beslenmeyle alınması gerekir. Alım birkaç hafta boyunca ihtiyacın altında kalırsa, belirtiler yavaş yavaş baş gösterir. Bu belirtiler tek başına çok belirgin olmadığı için genellikle başka nedenlere yorulur ve gerçek sebep gözden kaçar.

Hangi belirtiler çinkoya işaret eder?

Çinko eksikliğinin belirtileri geniş bir yelpazededir ve çoğu başka durumlarla da karışabilir. Yine de bir arada görüldüklerinde dikkat çekmelidirler:

  • Sık ve uzun süren enfeksiyonlar; her hastalıktan sonra toparlanmanın gecikmesi.
  • Belirgin iştahsızlık ve tat almada azalma; “hiçbir şey canı çekmiyor” hâli.
  • Tırnaklarda beyaz lekeler ve tırnakların kolay kırılması.
  • Yaraların ve sıyrıkların geç iyileşmesi.
  • Ciltte kuruluk, saçlarda cansızlık ve dökülme.
  • Büyümede yavaşlama ve boy artışının beklenenin gerisinde kalması.

İştahsızlık bu belirtiler arasında en sinsi olanıdır; çünkü kısır bir döngü yaratır. Çinko eksikliği iştahı azaltır, iştah azalınca çocuk yeterince yemek yemez, az yiyince de daha az çinko alır. Böylece durum kendi kendini besler. Bu döngüyü fark etmek, çözümün ilk adımıdır.

Neden Türk çocuklarında görülebiliyor?

Çinkonun en iyi kaynakları kırmızı et, tavuk, deniz ürünleri, yumurta ve kuru baklagillerdir. Seçici yiyen, et yemeyi sevmeyen ya da ağırlıklı olarak makarna, ekmek ve hamur işiyle beslenen çocuklarda alım kolayca yetersiz kalır. Türkiye'de birçok çocuğun sofrasında et sınırlıdır; kuru baklagiller ise her zaman sevilerek yenmez.

Fitat (tahıl ve baklagillerde bulunan, minerallerin emilimini azaltan bir bileşen) da işin içine girer. Beslenme büyük ölçüde tahıla dayanıyorsa, alınan çinkonun bir kısmı emilmeden atılabilir. Yani mesele yalnızca ne kadar çinko alındığı değil, alınanın ne kadarının gerçekten emildiğidir.

Ne yapmalı, nereden başlamalı?

İlk adım her zaman sofradır. Çocuğun beslenmesine çinko açısından zengin yiyecekleri düzenli biçimde eklemek, çoğu hafif eksikliği zamanla giderir:

  • Kırmızı et ve tavuğu haftalık öğün planına yaymak.
  • Yumurtayı kahvaltının düzenli bir parçası hâline getirmek.
  • Nohut, mercimek ve kuru fasulyeyi çocuğun sevdiği tariflerle sofraya koymak.
  • Kabak çekirdeği, susam ve tam tahılları uygun yaşta ve miktarda dâhil etmek.
  • Aşırı işlenmiş, şekerli atıştırmalıkların öğünlerin yerini almasına izin vermemek.

Belirgin ve süregelen belirtiler varsa, özellikle büyümede yavaşlama ya da tekrarlayan enfeksiyonlar söz konusuysa, bir hekime danışmak gerekir. Çinko eksikliği kan tahlilleriyle değerlendirilebilir ve gerektiğinde hekim önerisiyle takviye planlanır. Ölçüsüz ve kontrolsüz çinko kullanımı ise başka minerallerin (örneğin bakırın) emilimini bozabileceği için doğru değildir.

Çinko ve boy gelişimi

Çinko, çocuğun boy uzamasında da rol oynar. Hücrelerin bölünüp çoğalması ve büyüme sinyallerinin düzgün iletilmesi çinkoya bağlıdır. Uzun süren çinko eksikliğinin çocuklarda büyümede yavaşlamaya yol açabildiği bilinmektedir. Bu yüzden boyu yaşıtlarının gerisinde kalan; aynı zamanda iştahsız ve sık hasta olan çocuklarda çinko, göz önünde bulundurulması gereken etkenlerden biridir.

Elbette her kısa boylu çocukta çinko eksikliği yoktur; boy pek çok etkene bağlıdır. Ama beslenmesi tek yönlü olan, et ve baklagil tüketmeyen bir çocukta bu olasılık artar. Eksikliğin giderilmesi kaybedilen potansiyelin tamamen geri kazanılacağı anlamına gelmez; ama gelişim sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur.

Emilimi artırmanın yolları

Bazen sorun ne kadar çinko alındığı değil, alınanın ne kadarının emildiğidir. Emilimi desteklemek için birkaç basit ilke işe yarar:

  • Baklagilleri ıslatmak, çimlendirmek veya mayalamak fitat içeriğini azaltır ve emilimi artırır.
  • Hayvansal ve bitkisel çinko kaynaklarını aynı öğünde birlikte kullanmak.
  • Çok yüksek dozda demir veya kalsiyum takviyesini çinkoyla aynı anda vermemek; bu mineraller birbirinin emilimini azaltabilir.
  • Aşırı işlenmiş, lifsiz ve şekerli gıdaların öğünlerin yerini almasına izin vermemek.

Çinko eksikliği başka eksikliklerle karışır mı?

Çinko eksikliğinin belirtileri, başta demir eksikliği olmak üzere birçok durumla örtüşür. Sık hastalanma, halsizlik ve iştahsızlık hem demir hem çinko eksikliğinde görülebilir. Üstelik bu iki eksiklik çoğu zaman bir arada bulunur; çünkü ikisinin de en iyi kaynağı benzer yiyeceklerdir: kırmızı et ve baklagiller. Et yemeyen bir çocukta bu nedenle her iki mineral de yetersiz kalabilir.

Bu örtüşme, tek başına tanı koymayı zorlaştırır. Bir ebeveynin belirtilere bakıp “bu kesin çinko eksikliği” demesi doğru olmaz. Belirtiler yol gösterici bir işarettir; kesin değerlendirme ise ancak hekim muayenesi ve gerektiğinde kan tahlilleriyle yapılır. Bu yüzden belirtiler sürüyorsa, tahmin yürütmek yerine bir çocuk hekimine danışmak en güvenli yoldur.

Yaşa ve etkinlik düzeyine göre ihtiyaç

Çinko ihtiyacı yaşla birlikte artar. Okul öncesi bir çocukla ergenliğe yaklaşan bir çocuğun ihtiyacı aynı değildir; hızlı büyüme dönemlerinde gereksinim belirgin biçimde yükselir. Sporla aktif olan çocuklarda terle birlikte bir miktar çinko kaybı da olabileceği için, aktif çocukların beslenmesine ayrıca dikkat etmek gerekir.

Erken fark etmek, çinko eksikliğinde her şeyi kolaylaştırır. Belirtiler yavaş ilerlediği için, ebeveynin “bir süredir iştahı yok, sık hastalanıyor” gibi gözlemlerini önemsemesi çok değerlidir. Bu gözlemler, hekime gidildiğinde doğru değerlendirme için yol gösterici olur.

Kahvaltı, çinko için kaçırılan bir fırsat

Türk kahvaltısı, çinko açısından zengin olabilecek bir öğündür; ama çoğu zaman bu potansiyel kullanılmaz. Yumurta, peynir çeşitleri, tam tahıllı ekmek ve az miktarda kuruyemiş, güne çinko desteğiyle başlamanın kolay yoludur. Buna karşılık yalnızca beyaz ekmek, reçel ve çayla geçiştirilen bir kahvaltı, çinko açısından neredeyse hiçbir katkı sağlamaz. Kahvaltıyı küçük eklemelerle zenginleştirmek, gün boyu alımı belirgin biçimde artırır.

Okula giden çocuklarda kahvaltının atlanması ayrı bir sorundur. Sabah aceleyle evden çıkan, kahvaltı etmeyen bir çocuk günün ilk ve en önemli çinko fırsatını kaçırır. Kısa da olsa oturarak yapılan bir kahvaltı, hem çinko hem de genel besin alımı açısından güne sağlam bir başlangıç sağlar.

İştahsız ve sık hastalanan bir çocuğun beslenmesindeki eksikleri kapatmak sabır ister. Sofrayı zenginleştirmenin yanında, günlük vitamin ve mineral ihtiyacını desteklemek de bu sürecin bir parçası olabilir. Uzbionik Boy Uzatma ve Gelişim Takviyesi içeriğinde yer alan vitamin ve minerallerle çocukların günlük gereksinimini desteklemeye yönelik hazırlanmıştır; dengeli beslenmenin yerine geçmez, onu tamamlar. Sürekli iştahsızlık ve tekrarlayan hastalıklarda ise ilk başvurulacak yer her zaman çocuğun hekimidir.

Kaynakça

Prasad, A. S. (2013). Discovery of human zinc deficiency: its impact on human health and disease. Advances in Nutrition.

Gibson, R. S. ve ark. (2008). A review of dietary zinc recommendations. Food and Nutrition Bulletin.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO). Zinc supplementation and growth in children — teknik değerlendirme raporları.

Bloga dön
Geri
Uzbionik Gelişim Takviyesi