Kızımı yatağa yatırmak bir türlü bitmeyen bir törene dönüşmüştü. Işığı kapatırdım, iki dakika sonra “anne su” derdi. Su bitince “tuvaletim geldi”, sonra “bir kere daha sarıl”, sonra “bir şey soracağım”... Her gece yatma saati yarım saat, bazen bir saat uzardı. İkimiz de yorgun ve sinirli oluyorduk. En kötüsü, ben sinirlendikçe kızım daha da uyanık ve huzursuz hâle geliyordu; yani çabaladıkça işi zorlaştırıyordum. Bu düzenin hem onun uykusunu hem de akşamlarımızı bozduğunu görüyordum.
Bahanelerin ardındaki asıl mesele
Bir süre sonra anladım ki kızım gerçekten susamış ya da tuvaleti gelmiş değildi; benimle biraz daha zaman geçirmek, yalnız kalmamak istiyordu. Yani bahaneler bir oyalama taktiğiydi. Bunu anlayınca ona kızmak yerine ihtiyacını karşılayacak ama sınırı da koruyacak bir yol aradım.
Uyku bileti fikri nasıl doğdu?
Uyku bileti (çocuğa yatmadan verilen, gece bir kez kullanabileceği tek bir “hak” kâğıdı) fikrini denemeye karar verdim. Kızıma her akşam iki küçük karton bilet verdim. Her bilet; bir bardak su, bir sarılma ya da bir soru için geçerliydi. Biletler bitince o gecelik hepsi bitiyordu.
İlk geceler nasıl geçti?
İlk akşam biletleri hemen harcadı, sonra yine seslendi; ben de sakince “biletlerin bitti, iyi geceler” dedim. Bir-iki gece denedi, sonra pes etti. Üçüncü haftada ise ilginç bir şey oldu: biletlerini biriktirmeye, “yarın için saklıyorum” demeye başladı. Oyunlaşınca direnç yerini keyfe bıraktı.
Neyi doğru yaptığımı düşünüyorum
- Bahaneleri reddetmek yerine sınırlı bir hak tanıdım; çocuk kendini kontrol sahibi hissetti.
- Biletler bitince tutarlı davrandım; “bir tane daha” demedim.
- Yatma öncesi rutini sabit tuttum: diş, tuvalet, kitap, ışık.
- Gündüz ona yeterince ilgi gösterince, gece “bir dakika daha” ihtiyacı azaldı.
Küçük bir uyarı
Eğer çocuğunuzun yatma direnci gerçek bir korkudan, sürekli kâbuslardan ya da uykuya dalmakta ciddi güçlükten kaynaklanıyorsa, bu yöntem tek başına yetmeyebilir; bir uzmana danışmakta fayda var. Benimki alışkanlığa dönüşmüş bir oyalama durumuydu.
Neden işe yaradı?
İşin sırrı, kızımın hem sesini duyurabilmesi hem de sınırın net olmasıydı. Sonsuz bir “hayır” yerine, sayısı belli bir “evet” verdim. Bu da hem onu rahatlattı hem de yatma saatini kısalttı. Bugün ışığı kapattığımızda çoğu gece hiç bilet harcamadan uyuyor. Bazen bir bileti “yedek” diye yastığının altında tutuyor; sırf orada olması bile ona yetiyor. Kontrolün bir kısmının kendisinde olduğunu bilmek, onu her şeyden çok rahatlattı.
Asıl fark gündüz başladı
Uyku bileti gecede işe yarıyordu; ama asıl değişim gündüz yaptığımız küçük bir düzenlemeyle geldi. Kızıma gün içinde, özellikle akşamüstü, bölünmemiş bir “sadece biz” zamanı ayırmaya başladım. On beş dakika bile olsa, tamamen ona ait bu zaman, gece “biraz daha benimle kal” ihtiyacını azalttı.
Ayrıca yatmadan önceki bir saati sakinleştirmeye özen gösterdim. Ekranları kapattık, ışıkları kıstık, sesli oyunları bıraktık. Beden yavaşlayınca zihin de yavaşlıyor; kızım yatağa çıktığında zaten uykuya hazır oluyordu.
Bir de kendi tepkimi değiştirdim. Eskiden her seslenişinde gerilir, sesim yükselirdi; bu da onu daha çok uyandırırdı. Sakin ve kısa bir “iyi geceler”, uzun tartışmalardan çok daha etkiliydi.
Düzenli ve yeterli uyku, çocuğun gelişiminin en önemli parçalarından biri; biz de bunu dengeli beslenmeyle birlikte önemsedik. Uzbionik Boy Uzatma ve Gelişim Takviyesi, çocukların günlük vitamin ve mineral ihtiyacını desteklemek için hazırlanmış bir tamamlayıcıdır; düzenli uykunun ve sağlıklı beslenmenin yerini tutmaz, onları tamamlar.
Kaynakça
Yavuzer, H. Çocuk Psikolojisi. Remzi Kitabevi.
T.C. Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü. Çocuklarda sağlıklı uyku önerileri.